DUYURU PANOMUZ

 

 

 


&buraya kadar& Değişik zamanlarda değişik yerlerde olur insan. Hiç ummadıgı, olmak istemedigi ve ya olmak zorunda oldugu yerler vardır. Hayat denen arkadaş kolundan tutup sürüklemiştir peşinden. Oradan oraya. Dönen çarkın dişlilerine kaptırmıştır kendini bir kere.

SİTENE EKLE

anasayfa - haberset - Blogcu - Sayfa 3



Onlar yetiştirme yurdunda büyümüşler;

Çarşamba, Şubat 28, 2007 · Kategori: anasayfa

Onlar yetiştirme yurdunda büyümüşler; kimisi memur, kimisi kendi şirketinin sahibi. Yurtlarının hep kötü olaylarla anılmasından rahatsızlar. Üstelik 'Kardeşlerimiz' dedikleri yurt çocuklarının yetiştirilmesinde söz sahibi olmak ve Nimet Çubukçu' yla görüşmek istiyorlar. Yetiştirme yurdunun örnek abileri HABER: GÜLİZAR BAKİ FOTOĞRAF: KÜRŞAT BAYHAN Yetiştirme yurtları bugüne kadar hep olumsuz haberlerle gündeme geldi. Dayak yiyen, cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili çarşaf çarşaf haberler yapıldı. Yurtların adları skandallarla anılarak haber manşetlerine büyük harflerle yazıldı, buralarda yaşayan çocuklar siyasi tartışmalara malzeme yapıldı. Fakat yetiştirme yurtlarında büyüyen herkes, konuşulan olumsuzlukların mağduru değil. Bu yurtlarda yetişmiş başarılı bir iş hayatı olan, evli ve çocuklu binlerce vatandaş var. Hakan Gül (29) ve arkadaşları Serdal Çaycı (30), M.Rıdvan Karaba (29), Kenan Temataş (29), Ramazan Işık (28) ve Ümit Yeşer (28) bunlardan sadece birkaçı. Aralarında kendi şirketinin sahibi olan da var, devlet memuru olan da. Hatta yetiştirme yurdunda büyümüş doktorlar, avukatlar ve üst düzey devlet yöneticisi olanlar bile var. Ve onlar, "Üç-dört çocuğu olan bir ailede bile çocukların hepsi ebeveyni ve milleti için hayırlı evlat olmuyor. Biri sorunlu çıkabiliyor. Yurtlarda da binlerce çocuk yetişiyor, bazıları sorunlu diye niye hepimizi öyle algılıyorlar?" diyorlar. Gül ve arkadaşları, çevrelerindeki insanların gazetelerde çıkan haberleri okuyarak "Senin başına kötü bir olay geldi mi?" diye sormalarından rahatsız olduklarını söylüyor. Evli ve çocuk sahibi olduklarını, eşlerinin ve çocuklarının yanında böyle soruların sorulmasının kendilerini rahatsız ettiğini anlatıyorlar. Şimdi, "onlar bizim kardeşlerimiz" dedikleri yurt çocuklarının yetiştirilmesinde de söz sahibi olmak istiyorlar. "Yurttaki çocuklar müdürlerine, öğretmenlerine hatta öz anne babalarına bile anlatamadıkları sırlarını bize anlatıyorlar." diyen yetiştirme yurtlarının ağabeyleri, Nimet Çubukçu'yla görüşmek istiyor. Yurtlarda yaşanan sıkıntıların çözümü hakkında kendilerinin de fikrinin alınması gerektiğini söylüyorlar. Hatta yurtlardaki çocuklarla birebir görüşmek, onların yetiştirilmesinde söz sahibi olmak istiyorlar. Zira aile yaşantıları, mesleklerindeki başarıları ile yetiştirme yurdu çocukları için iyi birer örnekler. İşte bu sebeple yurtlarda büyüyen çocuklara ve 18 yaşını doldurup buralardan çıkan gençlere yardımcı olmak için ileride dernek kurmayı istiyorlar. Şimdi kişisel gayretleriyle bir şeyler yapıyorlar. Mesela çocuklarla kolay iletişim kurmak için bir internet sitesi kuruyorlar. Börek yapıp yurtları ziyaret gidiyorlar Hakan Gül ve arkadaşları, her hafta bir araya geliyor, dertleşiyor, yurtların ihtiyaçlarını konuşuyorlar. Aralarında sıkıntısı olana yardım ediyor, mutluluklarını paylaşıyorlar. En çok keyif aldıkları sohbetleri ise "şurada şu müdür yurt çocuğuymuş, şu tıp fakültesinde yurt çocuğu okuyormuş, şu avukat bizim yurtta büyümüş" şeklinde oluyormuş. Eşleri ve çocuklarıyla birlikte sık sık yetiştirme yurtlarını ve huzurevlerini ziyarete gidiyorlar. Hatta evlerinde yaptıkları pasta-böreklerle yurtlara gidip oradaki çocuklarla yiyorlar. Bayramlarda anne- babasına ziyarete gider gibi yurtlara gidiyor, öğretmenlerinin elini öpüyor, kardeşleriyle bayramlaşıyorlar. Serdal Çaycı, bayramda çocukluğunun geçtiği yurda et götürmüş. Öğretmenleri ona, gözleri dolarak, "Büyüdün ve bizi unutmadın, şimdi kurban eti mi getiriyorsun?" demişler. Sadece kendileri gitmiyor çevrelerindeki insanları da yurtlara ziyarete gitmeleri konusunda yönlendiriyorlar. Ümit Yeşer, yetiştirme yurdunda büyümüş olmasına rağmen çocukların sevgiye olan ihtiyaçlarını gördükçe ağladığını ve bu çocukları ziyaret etmenin toplumsal bir borç olduğunu söylüyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Piyasalarda Deprem Sürüyor!

Çarşamba, Şubat 28, 2007 · Kategori: anasayfa

Piyasalarda Deprem Sürüyor!   
 
Dün uluslararası piyasalara bağlı olarak başlayan sert hareketler, etkisini bugün de sürdürüyor. Dolar güne 1,4350 YTL seviyesinden başlarken, faiz yüzde 19,92'ye yükseldi.  
 
     
 
İstanbul serbest piyasada dolar 1,4350 YTL, avro 1,8950 YTL'den güne başladı.

Kapalıçarşı'da 1,4250 YTL'den alınan dolar 1,4350 YTL'den satılıyor. 1,8850 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 1,8950 YTL olarak belirlendi. Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1,4100 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,8620 YTL olmuştu.

Bankalararası piyasada ise dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,4200 YTL, en yüksek fiyat 1,4260 YTL, satışta en düşük fiyat 1,4265 YTL, en yüksek fiyat 1,4300 YTL düzeyinde bulunuyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

MSN'den Kontör Vurgunu

Salı, Şubat 13, 2007 · Kategori: anasayfa

Teknoloji
  2007-01-25  11:03   
  MSN'den Kontör Vurgunu   
 
NEVŞEHİR'in Ürgüp ilçesinde, 32 yaşındaki öğretmen Ömer Nail'in MSN adresi kullanılarak arkadaşları Ahmet Öztürk ve Cihan Yıldız'dan kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce 500 kontör dolandırıldığı öne sürüldü.  
 
     
 

      
      İddiaya göre, Ürgüp'te öğretmenlik yapan Ömer Nail'e ait olan MSN adresine yakın arkadaşı Ahmet Kürkçü ismi kullanılarak sohbet sitesine kayıt adı altında bir mail gönderildi. Mailde, Ahmet Kürkçü'nün sohbet etmek istediği ancak siteye üye olabilmek için şifresinin girilmesi gerektiği belirtiliyordu. Bunun üzerine öğretmen Ömer Nail, güvendiği arkadaşı Ahmet Kürkçü ile sohbet etmek için mailinin şifresini yazarak siteye abone oldu. Ancak, aynı anda arkadaşı Ahmet Kürkçü'ye de telefon açarak, “Seninle sohbet etmek için siteye girdim, senden bana böyle bir mail geldi'' deyince arkadaşı, kendisine böyle bir mail göndermediğini ifade etti. Öğretmen Ömer Nail'in mail adresi ve şifresini ele geçiren dolandırıcılar, mail adresindeki adres defterinde bulunan mahalle bakkalı Ahmet Öztürk ve Cihan Yıldız'a birer mail göndererek, iki adet 250'şer kontör istedi. Bunun üzerine Ahmet Öztürk ve Cihan Yıldız, bu isteğin gerçek olduğuna inanarak, kontörlerin şifrelerini, kimliği belirsiz kişilere, yine mail yoluyla gönderdi. Daha sonra Ahmet Öztürk ve Cihan Yıldız, Ömer Nail'i telefonla arayarak ‘İstediğin kontörleri gönderdik’ dedi. Ancak öğretmen Ömer Nail'in, böyle bir isteğinin olmadığını söylemesi üzerine Ahmet Öztürk ve Cihan Yıldız, dolandırıldıklarını anlayarak polise başvurdu. Mailin şifresini kaybeden öğretmen Ömer Nail ve mail adresi kullanılan Ahmet Kürkçü, kendilerini dolandıran kimliği belirsiz kişilerden şikayetçi oldu.
      Polis, olayla ilgili bir soruşturma başlattı.
 
  haberzade   
   

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BM İKLİM RAPORU AÇIKLANDI:

Pazartesi, Şubat 5, 2007 · Kategori: anasayfa

BM İKLİM RAPORU AÇIKLANDI: “ISINMANIN NEDENİ ‘ÇOK YÜKSEK OLASILIKLA’ İNSAN”

 

Birleşmiş Milletler iklim konferansı bugün, iklim değişikliği konusundaki dördüncü değerlendirme raporunu açıkladı. Raporda, dünya ısısının 2100 yılına dek 1.8 ile 4 derece arasında yükseleceği kaydedildi. Bu yıl son 150 yılın en sıcak yaz mevsimi olması bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın başkanı Achim Steiner’in, uzun zamandır beklenen raporunda, küresel ısınmanın, yüzde doksandan da yüksek bir olasılıkla, insan faaliyetleri yüzünden meydana geldiği sonucuna varıldı.

Steiner, bu bulguların, artık, son 50 yılda artan sıcaklıklara neyin yol açtığı konusundaki tartışmalara bir nokta koyması gerektiğini söyledi. 2001 yılında hazırlanan son BM raporunda insan sorumluluğu yüzde 70’ler civarında saptanmıştı.

RAPORDA NE VAR?
Çağımızın en büyük tehditlerinden biri olarak görülen iklim değişiminde “bilimin” vardığı noktayı özetleyen BM raporu, hükümetlerin politikalarını belirlerken temel alabileceği bir belge oluşturmayı amaçlıyor. Paris’te yapılan toplantılarda en çok tartışılan konulardan biri, denizlerin düzeyinde ne kadar yükselme beklendiğiydi. BM İklim Değişikliği Paneli’nin 2001’deki son raporunda denizlerin düzeyinin bu yüzyılın sonuna dek 140 santim yükseleceği tahmin edilmişti. Son derece kaygı verici bir rakamdı bu. Yeni rapordaysa “Denizler 18 ile 59 santim arasında yükselecek” deniyor. Antarktika ve Grönland’daki buzulların erimesiyle oluşacak yükselmenin de gözardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Grönland, her 40 saatte bir, 40 kilometreküp buz kaybediyor. Bu, gelişmiş bir ülkedeki 3-4 milyon nüfuslu bir kentin, örneğin Los Angeles’ın bir yıllık su kullanımına eşit.

 Bugün'den Başlıklar
BUGÜN 5 ŞUBAT 2007

Pakistan Devlet Başkanı Perez Türkiye’de…
- Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, iki günlük çalışma ziyareti için Türkiye’ye gelecek.
- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’i Çankaya Köşkü’nde resmi törenle karşılayacak.

Başbakan ve bakanların gündemi…
- Bakanlar Kurulu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Başbakanlık merkez binasında toplanacak.
- Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Beyaz Saray’da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile biraraya geliyor. Gül ayrıca, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile de görüşecek.
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Yatırım Ortamını İyileştirme Kurulu (YOİKK) çalışmaları ve YOİKK bünyesinde oluşturulan Teknik Komite’nin eylem planlarına ilişkin olarak Hazine Müsteşarlığında basın toplantısı düzenleyecek.
- Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, İsviçre Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Pascal Couchepin ile Ankara’da bir araya gelecek.

Siyasi partilerden...
- DYP Kadın Kollarınca düzenlenen “Kadın Siyasetçilerin Eğitimi” konulu program DYP Genel Başkan Yardımcısı Timur Gürgan ile Genel Sekreter Kamil Turan açılış konuşmalarıyla partinin siyaset okulunda başlayacak.

Toplantılar…
- TOBB, Halk Bankası, KOSGEB ve 16 sanayi ve ticaret odasının işbirliğiyle kurulan KOBİ Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı (KOBİ A.Ş) ikinci ortaklığını, Odalar Birliğinde yapılacak imza töreni ile gerçekleştirecek.
- İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Rotterdam’dan gelen ticaret heyetini kabul edecek.
Tümünü Gör>>
 YORUMSUZ
Derin medya...

Öğle saatleri...
Özel bir televizyon kanalından, rakip gazetelerin ve rakip televizyonların haber yöneticileri telefonla aranıyor.
Bir haber “servis” ediliyor...
Deniyor ki:
“Bu bizim özel haberimiz, görüntüler Jandarma’da çekilmiş, detayları da şunlar şunlar... Biz bu özel haberimizi akşam saatlerinde yayınlayacağız, siz de kullanabilirsiniz, buyrun.”
Sonra tekrar tekrar aranıyor...
“Kullandınız mı? Kullanabilirsiniz...”

23 yıldır bu mesleği yapıyorum, benim bildiğim “özel haber” rakiplerden saklanır...

Gazete yapıyorsan, erken saatlerde baskıya giren taşra kalıplarına bile koymazsın ki, rakipler görüp, araklamasın... Gece yarısı sayfayı yıkıp, şehir kalıplarına koyarsın. Böylece bütün rakiplerini atlatırsın.
Televizyon haberciliği yapıyorsan, önceden duyurusunu yaparsın ama... Dersin ki, “Görülmemiş bir detay vereceğiz... Şu saatte sizi ekran başına bekliyoruz...” Ne vereceğini söylemezsin. Daha senin haber bültenine saatler varken, ne vereceğini rakip kanallara söylersen, haber “özel haber” olmaktan çıkar, rakipler de yapar aynı haberi...

Her nedense öyle olmadı...
Özel bir televizyon kanalı, “özel haber” ini Anadolu Ajansı gibi servis yaptı rakiplerine, daha kendisi yayınlamadan...
Basın tarihinde bir ilk!
Üstelik... “Bu görüntüler Jandarma’da çekildi” bilgisi yalan...

Bir gazete...
Diyor ki haberinde, “Katilin cezaevinde kalacağı yer boyandı, ilaçlandı, kırmızı halı serildi, 102 ekran televizyon konuldu, nevresimleri de ipektendi...” Bence eksik yazmışlar...
Yelkenleri atlastan, halatları ibrişimdendi... Ambarları da elmas, zümrüt ve yakut doluydu...
Gazete piyasaya çıktıktan 5 dakika sonra, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’ndan şu açıklama geldi: Yalan!
“Hücre boyatılmadı... Halı falan serilmedi... 102 ekran televizyon konuldu diyorlar... Hücreye televizyon konulması imkansız olduğu gibi, hücrede priz bile yok! Bırakınız ipek çarşafı, bu tür tutukluların intihar eğilimi olduğu için, kendini asmasın diye yatağına çarşaf bile konulmadı. Bunlar kötü niyetli, kasıtlı ve maksatlı haberler... Haberi yazan kişiler hakkında yasal işlem yapacağız.”

Nasıl bir “bilgi kirliliği” yle karşı karşıya olduğumuzu gösteren bir başka “bilgi” vermek istiyorum size...
Şu anda 70 küsur “tanık” var.
Yani, 70 küsur kişi, “ben cinayeti gördüm” diye gelmiş polise.
Polis araştırmış... Cep telefonlarını.
Son derece basit bir teknik takip.
Sonuç?
“Tanığım ben, cinayeti gördüm” diyenlerin çoğu, o sırada Şişli’de bile değil...
Cinayet anında, kimi Bakırköy’de, kimi Ümraniye’de... Kilometrelerce uzakta...
Ama ne diyor?
“Tanığım” diyor.

Uzun lafın kısası...
Herkes “derin devlet” i ararken, “derin medya” şakır şakır çalışıyor.
Bir cemaate yakınlığından başka en ufak bir mesleki tecrübesi olmayan kişiler, “haber bombaları” patlatıyor!
Entel ambalajlı Brüksel lahanaları da üstüne atlıyor.

Ustalarımız eskiden “haberin doğruluğunu en az iki kaynaktan teyit edin, ondan sonra yazın” derlerdi bize...
Şimdi bizim okurlara şunu söylememiz gerekiyor maalesef, “haberin doğruluğunu en az dört kaynaktan teyit edin, ondan sonra inanın.” İş, o hale geldi çünkü.

Yılmaz ÖZDİL (SABAH - 4.2.2007)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »